opti.glass

2 dakika okuma

Veri nerede duruyor sorusunun cevabı

İşletme verisinin hangi ülkede tutulduğu, yedeğin ne sıklıkta alındığı ve çıkışın açık olup olmadığı sorulması gereken üç şey.

Bulut tabanlı bir yazılıma geçerken sorulan ilk soru genellikle fiyat oluyor. Oysa daha sonra önemli hâle gelen soru başka: veri nerede duruyor, ne sıklıkta yedekleniyor ve çıkmak istediğinizde onu geri alabiliyor musunuz. Bu üç sorunun cevabı ilk gün soyut geliyor, bir aksilik gününde ise tek konu oluyor.

Birincisinin cevabı sade: veriler Türkiye'deki kendi sunucumuzda tutuluyor ve yurt dışına aktarılmıyor. Platform çok kiracılı, yani her işletmenin verisi kendi alanında duruyor ve sorgular o alanla sınırlı. Bu ayrım bir ayar değil, verinin okunduğu her yerde geçerli olan bir kural; bir işletmenin kaydı başka bir işletmenin ekranına düşmüyor. Müşteri portalı da aynı sınırın içinde çalışıyor: müşteri yalnızca kendi siparişlerini görüyor, atölyenin geri kalanını görmüyor.

İkincisinin cevabı bir süreç: her gece otomatik yedek alınıyor ve yedekler yedi gün saklanıyor. Buradaki asıl mesele yedeğin alınıp alınmadığı değil, alınmadığında bunun fark edilip edilmediği. Elle tutulan yedeklerin sorunu unutulmaları değil, unutulduklarının haftalar sonra anlaşılması. Bir yedekleme düzeninin işe yarar olması için boş çıktığında sesli olması gerekiyor; sessizce boş dosya üretmeye devam eden bir görev, hiç olmayan bir yedekten daha tehlikeli, çünkü sizde bir yedek olduğu izlenimi bırakıyor.

Üçüncüsü çıkış. İşletme verisi kullanıcıya ait ve abone olunmasa bile dışa aktarılabiliyor. Bu cümlenin pratik anlamı şu: yazılımı bırakma kararı verinizi bırakma kararı olmuyor. Çıkışın açık olması, kalmanın da gönüllü olması demek ve bir sağlayıcı için bu iyi bir baskı.

Ödeme tarafında da bir ayrım var. Ödeme PayTR ile yapılıyor ve kart bilgileri sunucularımıza hiç ulaşmıyor. Yani kart verisini korumak gibi bir sorumluluğumuz olmuyor, çünkü o veri bizde hiç durmuyor. En güvenli veri, hiç toplanmayan veri.

İşletmenin içinde de bir sınır bulunuyor. Her kullanıcı her ekranı görmüyor; yetkiler kişiye göre veriliyor ve bir ekranın açılması kadar bir işlemin yapılması da yetkiye bağlı. Tezgâhta barkod okutan kişinin fiyat listesini görmesi gerekmiyor, muhasebenin kesim planını değiştirmesi gerekmiyor. Bu ayrım bir güvensizlik işareti değil, yanlışlıkla yapılan değişiklikleri azaltan bir düzen. Kimin neyi yapabildiği belliyse, bir kaydın neden değiştiğini aramak da kısa sürüyor.

Ölçüm konusunda da açık olmak gerekiyor, çünkü burada yanlış anlaşılması kolay bir yer var. Pazarlama sitesindeki ziyaret sayısı Google Analytics ile ölçülüyor; bu bir çerez yerleştiriyor ve ziyaretçinin adresini Google'a iletiyor. Buna karşılık reklam izleyicisi, sosyal ağ pikseli, ısı haritası ve yeniden hedefleme kullanılmıyor. İkisi aynı şey değil ve "hiçbir izleyici yok" demek artık doğru olmazdı. Uygulamanın kendi içinde, yani işletme verisinin bulunduğu tarafta ise bu tür bir ölçüm bulunmuyor.