opti.glass

2 dakika okuma

Sunucuyu atölyenin arka odasından çıkarmak

Arka odadaki bilgisayar bozulduğunda iş duruyor ve kimse yedeği bilmiyor. Tarayıcıdan çalışmanın atölyede karşılığı ne oluyor?

Cam atölyelerinde yazılımın bir odası oluyor. Genellikle tozlu bir köşede duran bir bilgisayar, üzerinde program kurulu, yanında bir kilit donanımı ve altında bir harici disk. O makine açık olduğu sürece her şey yürüyor. Kapandığı gün ise iş duruyor; çünkü veri o diskte, program o kurulumda ve yedeğin ne zaman alındığını kimse tam olarak bilmiyor. Bu düzen yıllarca çalışıyor ve bir gün çalışmayı bırakıyor, tam da en yoğun haftada.

Tarayıcıdan çalışmanın buna verdiği ilk cevap kurulumun ortadan kalkması. Kurulacak bir program, taşınacak bir lisans dosyası ve takılacak bir kilit donanımı olmuyor. Ofisteki bilgisayar, tezgâhın yanındaki eski dizüstü ve evdeki makine aynı adrese girip aynı veriyi görüyor. Yeni bir cihaz eklemek bir kurulum işi değil, bir yetki işi. Bu aynı zamanda makine değiştirmenin risksiz hâle gelmesi demek; bozulan bilgisayar bir aksilik olmaktan çıkıyor.

İkinci cevap verinin nerede durduğu. Veriler Türkiye'deki kendi sunucumuzda tutuluyor ve yurt dışına aktarılmıyor. Her gece otomatik yedek alınıyor ve yedekler yedi gün saklanıyor. Buradaki fark, yedeğin bir alışkanlığa değil bir görevi olan bir sürece bağlanması. Elle alınan yedeklerin sorunu unutulmaları değil, unutulduklarının bir hafta sonra anlaşılması. Bir işletmenin verisi kendisine ait kalıyor; abone olunmasa bile dışa aktarılabiliyor.

Üçüncüsü erişim. Cam işi masa başında durmuyor: ölçü alınırken, müşteriyle konuşurken ya da sevkiyat sırasında aynı bilgiye bakmak gerekiyor. Tarayıcıdan açılan bir ekran bunun için ayrı bir kurulum istemiyor. Atölyede internetin her zaman aynı kalitede olmadığı da hesaba katılıyor; barkod okutan terminal bağlantısız kaldığında okutmaları kuyruğa alıyor ve bağlantı geri geldiğinde sırayla işliyor. Operatör bağlantıyı düşünmüyor, işine devam ediyor.

Bu geçişin genellikle atlanan tarafı ise güncelleme. Kurulu programlarda her güncelleme bir olay: kim kurdu, hangi makinede eski sürüm kaldı, hangi rapor bozuldu. Ortak bir sunucu üzerinde çalışıldığında herkes aynı sürümü görüyor ve sürüm farkından doğan tuhaflıklar ortadan kalkıyor. Aynı ekranı iki kişinin farklı görmesi, çözülmesi en zor arıza türlerinden biri.

Kullanıcı tarafında da bir sınır bulunmuyor. Kaç kişi kullanacağına göre hesap yapılmadığı için ofisteki iki kişiyle başlayıp tezgâhtaki operatörü, sevkiyattaki arkadaşı ve muhasebeyi eklemek bir maliyet kararı olmaktan çıkıyor. Bunun pratik karşılığı şu: bilgiyi görmesi gereken kişi onu görüyor. Kullanıcı sayısına göre ücretlenen düzenlerde genellikle bir hesap birkaç kişi arasında paylaşılıyor ve o andan sonra kaydı kimin değiştirdiği bilinmiyor. Herkesin kendi hesabı olduğunda kayıt kimin yaptığını da taşıyor.

Geçiş için her şeyi bir günde taşımak gerekmiyor. Yeni siparişleri ekrandan girmeye başlamak, eski düzeni bir süre yanında bırakmak yeterli. Birkaç hafta sonra eski makinenin ne için açıldığı sorusu kendiliğinden gündeme geliyor. Değişen şey işin kendisi değil; işin kaybolabileceği yer sayısı.