Bir cam kesim programı değerlendirilirken genellikle ekrana bakılıyor: renkli dikdörtgenler, doluluk oranı, hoş bir görsel. Oysa programın gerçek çıktısı tezgâhın başında duran kâğıt. O kâğıt yanlışsa ekranın ne kadar iyi göründüğünün bir önemi yok, çünkü cam kâğıda göre kesiliyor ve kesilen cam geri gelmiyor.
Kâğıdın doğru söylemesi gereken ilk şey kesim sırası. Cam kesimi giyotindir: her kesik tabakayı baştan başa böler, yarım kesik yoktur. Bu yüzden bir plan yalnız parçaları sığdırmakla olmuyor, kesiklerin hangi sırayla atılacağını da kurmak zorunda. Sığdırılmış ama kesilemeyen bir yerleşim atölyede hiçbir işe yaramıyor. Motor bu kısıta uyan yerleşimler üretiyor ve kesim çizgileri plana işleniyor.
İkincisi ölçülerin okunabilir olması. Parçanın üstünde eni ve boyu yazıyor, hangi siparişe ait olduğu görünüyor. Cam işinde birbirine yakın ölçüler sık görülüyor; 490x251 ile 491x286 gözle ayırt edilmiyor. Kâğıt bu ayrımı yapmazsa tezgâhtaki kişi de yapamıyor ve iki parça birbirine karışıyor.
Üçüncüsü bıçak payı ve kenar tıraşı. İkisi de plana girmediğinde ekranda sığan bir yerleşim tezgâhta sığmıyor. Bıçak payı her kesikte kaybolan milimetreler, kenar tıraşı ise tabakanın kullanılamayan kenarı. İkisi de parametre olarak elinizin altında duruyor ve varsayılanları hazır geliyor, ama hesabın içinde olmaları şart.
Aynı motor farklı işlerde aynı şekilde çalışıyor. Bir ayna kesim programı ile düzcam kesim programı arasındaki fark yazılımda değil, kayıttaki cam türünde. Çıta kesim listesi de aynı siparişten çıkıyor ve ayrı bir düzende basılıyor, çünkü çıtayı kesen kişi camı kesen kişi değil ve iki liste aynı kâğıtta olunca ikisi de zor okunuyor.
Planın tezgâhta uygulanabilmesi için kesim sırasının da okunabilir olması gerekiyor. Hangi kesiğin önce atılacağı plana yazıldığında operatör karar vermek zorunda kalmıyor; karar zaten verilmiş oluyor. Sıra yazılmadığında her operatör kendi alışkanlığıyla kesiyor ve aynı plan iki tezgâhta iki farklı sonuç veriyor. Bu fark, doluluk oranında değil fire yığınında görünüyor.
Kullanılabilir artıklar da planın bir parçası. Kesim bittiğinde geriye kalan büyük parçalar ölçüsüyle kayda alınabiliyor ve bir sonraki işte önce onlar deneniyor. Plan bunu göstermezse artık kimsenin aklında kalmıyor; rafa konuyor, üstüne yenileri biniyor ve bir süre sonra yer açmak için atılıyor. Kâğıtta görünen artık, rafta duran artıktan daha kalıcı oluyor.
Planın yazdırıldıktan sonra değişebileceğini de hesaba katmak gerekiyor. Sipariş güncellendiğinde eski plan geçersiz oluyor ve tezgâhtaki kâğıdın hangi sürüm olduğu sorusu doğuyor. Plan kayda bağlıysa bu soru kendiliğinden cevaplanıyor: her plan hangi koşumdan çıktığını taşıyor ve eski koşumlara geri dönmek mümkün oluyor.
Planın ekranda görülebilmesi ve PDF olarak çıkarılabilmesi bu yüzden bir süs değil. Bir cam kesim planı programının işi, ofiste kurulan planın atölyede aynen uygulanabilmesini sağlamak. Aradaki her yorum farkı kesilmiş bir camda ortaya çıkıyor ve orada düzeltmek mümkün olmuyor.