Cam adları bir atölyede genellikle konuşma diliyle yazılıyor: kalınlık, renk, bazen marka, bazen de ustanın alışkanlığı. Aynı ürün bir teklifte bir türlü, stok listesinde başka türlü yazıldığında iki ayrı kalem gibi görünüyor. Stok o anda bölünüyor; biri tükenirken diğerinde sayı duruyor ve kimse aradaki ilişkiyi göremiyor. Bu yüzden katalog meselesi bir isimlendirme zevki değil, sayımın doğruluğuyla ilgili.
Adın kurala bağlanması bu dağılmayı önlüyor. Kalınlık, tür ve renk gibi bilgiler ayrı alanlarda duruyor; görünen ad bu alanlardan üretiliyor. Aynı özelliklere sahip iki kayıt aynı adı alıyor, çünkü ad elle yazılmıyor. Bir kullanıcının alışkanlığı değiştiğinde ya da yeni biri işe başladığında katalog bundan etkilenmiyor. Ad üretilen bir şey olduğunda, tutarlılık bir disiplin sorusu olmaktan çıkıyor.
Bu yaklaşımın ikinci faydası çok dilli çalışırken ortaya çıkıyor. Katalog adı bir cümle değil, parçalardan kurulan bir yapı olduğu için başka bir dilde de aynı parçalardan kurulabiliyor. Onbinlerce kaydın her birini elle çevirmek mümkün değil; ama kuralı bir kez yazmak mümkün. Arayüz dili değiştiğinde cam adı da o dilin kurallarına göre yeniden kuruluyor ve liste bir anda okunur hâle geliyor.
Stok tarafında asıl fark sayımda görülüyor. Adların tekilleşmesi, aynı ürünün tek bir satırda toplanması demek; bu da kaç tabaka olduğu sorusunun tek bir cevabı olması demek. Sipariş girilirken listeden seçim yapılıyor ve seçilen şey serbest metin değil bir kayıt. Böylece yazım farkından doğan hatalar daha girişte kapanıyor ve raporlar da aynı zemine oturuyor.
Katalog büyüdükçe arama önem kazanıyor. Kullanıcı genellikle tam adı yazmıyor; kalınlığı ve rengi yazıp gerisini listeden seçiyor. Arama bu davranışa göre çalıştığında katalogun büyüklüğü bir yük olmaktan çıkıyor. Aksi hâlde uzun liste insanları kendi kısaltmalarını yazmaya itiyor ve dağılma en baştan geri geliyor.
Katalogun ortak olması bir başka şeyi daha kolaylaştırıyor: yeni bir ürün eklendiğinde herkes aynı tanımı görüyor. Tanım tek yerde durduğu için bir ürünün hangi özelliklere sahip olduğu tartışma konusu olmaktan çıkıyor. Atölyeye yeni katılan biri de listeyi okuyarak öğreniyor; kimsenin kafasındaki kısaltmaları öğrenmek zorunda kalmıyor.
Kataloğun hazır gelmesi de ayrı bir kolaylık. Yetmiş binden fazla kayıt baştan yüklü olduğu için işletmenin kendi listesini sıfırdan kurması gerekmiyor; kullandığı ürünleri seçip kendi stoğuna almakla başlıyor. Sıfırdan kurulan listelerin sorunu eksik kalmaları değil, tutarsız kalmaları: ilk elli kayıt bir mantıkla, sonraki elli kayıt başka bir mantıkla yazılıyor. Hazır bir katalog bu mantığı baştan getiriyor ve işletmenin işi seçim yapmaya indirgeniyor.
Kendi fiyatlandırması olan işletmeler için katalog bir şablon işlevi görüyor. Ürünler ortak, fiyatlar işletmeye ait. Bu ayrım, fiyat listesini güncellemeyi kolaylaştırıyor çünkü ürün tanımıyla fiyat aynı yerde durmuyor. Değişen şey yalnız fiyat olduğunda, katalogun tamamını gözden geçirmek gerekmiyor.